Instagram Algoritması Nasıl Çalışır? Keşfet’e Nasıl Çıkılır?

6 dakika okuma süresi

Instagram, 2012 yılında Facebook tarafından 1 milyar dolara satın alındığında büyüyeceğini tahmin etmesi kolaydı. Sonuçta Facebook’un teknolojisi, yatırım gücü, aklı ve elindeki neredeyse tüm dünyayı içeren verisi vardı. Ancak bu noktalara geleceği hatta Facebook’u bile geride bırakacağını kim tahmin edebilirdi ki? Artık tüm markalar Instagram’da var olmak zorunda ve ötesi yatırım yapmak zorundalar. Kişisel kullanıcılar da bir şekilde bu platformda popüler olmanın yollarını arıyorlar. Kaldı ki bu çabayı gösteren ve bunu başaran kullanıcılar “Instagrammer” ya da daha genel adıyla “Influencer” oluyorlar ve ciddi paralar kazanabiliyorlar. Benzer şekilde markalar da ürünlerini daha fazla kişiye ulaştırmak, yeni müşteriler kazanmanın yollarını arıyorlar. İşim gereği bu çabaya sahip birisi olarak bir süredir bu konuda araştırmalar yapıyordum ve Instagram algoritmasının nasıl çalıştığına kafa yormaya başladım. Yaptığım araştırmalar sonucunda elde ettiğim bilgileri ise blogumun ilk yazısı olarak paylaşmak istedim.

Öncelikle düz bir şekilde kronolojik çalışmadığını belirtelim. Evet siz kronolojik olarak da gönderileri sıralayabiliyorsunuz ancak varsayılanda böyle çalışmıyor.

Burada hatırlanması gereken şey: Instagram’ın öncelikli hedefinin kullanıcıların platformda geçirdiği süreyi olabilecek en üst seviyelere çıkarması. Kullanıcılar ne kadar uzun süre Instagram’da oyalanırsa, o kadar çok reklam görürler. Dolayısıyla doğrudan veya dolaylı olarak Instagram’ın bu hedefe ulaşmasına yardımcı olan hesaplar ödüllendirilir. Bu bir döngü. Kullanıcılar ya da markalar Instagram’ı besliyor, Instagram da onları.

Bu konuda biraz daha detaya inelim. Haziran 2018’de Instagram, gazetecileri San Francisco’daki basın toplantısına davet etmiş, burada ürün ekipleri algoritmanın nasıl çalıştığıyla alakalı bazı bilgiler paylaşmışlar.

Spesifik olarak, ürün lideri Julian Gutman, her bir kullanıcının ‘keşfet’inin ve kendi zaman akışının nasıl düzenleneceğine “sıralama sinyalleri” dedikleri bazı yöntemlerle karar verildiğini söylüyor.

Instagram’ın en etkili 3 sıralama sinyali ise şu şekildeymiş;

  1. İlişki

Instagram’ın algoritması, kullanıcıların çok fazla etkileşimde bulunduğu hesaplardan gelen içeriği önceliklendiriyor.

Bir kişi gönderileriniz hakkında sık sık yorum yaparsa veya hesabınız için bildirimleri etkinleştirmişse ya da birbirinizle ilgileniyorsanız ya da gönderilerinizde birbirinizi etiketlerseniz, algoritma ikinizin “yakın” olduğunuzu varsayar.

Instagram’a göre, bu sinyal sayesinde kullanıcıların kendi zaman akışındaki postların %90’ında “arkadaşlarından ve ailesinden” gelen fotoğrafları görmelerini sağlıyor.

Aslında bu yılın başlarında Instagram kullanıcıları takipçilerinin paylaşımlarının çok az kısmını gördüklerinden dolayı bazı şikayetlerde bulunmuşlardı ve Instagram bu konudaki sessizliğini şu tweet’lerle bozmuştu;

Özetle Instagram ana sayfanızda ilk gördüğünüz şeylerin sizin uygulamadaki aktivitelerinize bağlı olduğunu söyledi.

  1. İlgi

Algoritma aynı zamanda geçmiş fotoğraflara dayanarak hangi fotoğrafların kullanıcılar için önemli olduğunu da tahmin ediyor. Bu, bir fotoğrafın içeriğini değerlendirmek için makine görüşü (görüntü işleme) teknolojisinin kullanımına dayanıyor.

Bu, Facebook algoritmasının ve YouTube algoritmasının içeriği nasıl filtrelediğine ve önerdiğine benziyor aslında. Bu nedenle bebekler ya da kedilere ilgi duyan bir insan ana sayfasında öncelikli olarak bunları içeren fotoğrafları görecektir.

  1. Güncellik

Algoritma, aynı zamanda güncelliğe de dikkat ediyor. Yani yukarıdaki konulara dahil olan bir fotoğraf bulamazsa en son paylaşılanı gösteriyor. Bu da markaları kullanıcıların en aktif oldukları zamanlarda paylaşım yapmaya itiyor.

Bunlardan daha az etkili olsa da diğer sıralama sinyallerinin şunlar olduğu belirtilmiş;

Kullanım sıklığı

Bu, kullanıcının uygulamayı ne sıklıkta açtığına bağlı. Algoritma, kullanıcılara fotoğraflara en son baktığı zamandan itibaren en iyi ve en popüler fotoğrafları göstermeyi amaçlamakta.

Takip sayısı

Bir kullanıcı çok fazla hesabı takip ediyorsa, çok aktif hesapların bile bir, iki paylaşımını ancak ana sayfasında görebilecektir.

Oturum zamanı

Instagram’da 45 dakika geçiren bir kullanıcı, ana sayfasının derinliklerine inecek ve 5 dakika geçiren ve yalnızca en ‘hit’ paylaşımları gören bir kullanıcıdan daha fazla paylaşım görecektir.

Yani özet olarak Instagram algoritması bir kullanıcının en yakın arkadaşlarını, nelere ilgi duyduğunu biliyor ve bu bilgiler bu kullanıcının o an uygulamayı açtığında neye ilgi duyabileceğini tahmin edebilmesini sağlıyor. Siz uygulamada ne kadar çok vakit geçirirseniz makine öğrenimini o kadar iyi yapıyor ve karşınıza sürekli olarak, belki saatlerce aralıksız gezinseniz bile ilgi duyabileceğiniz fotoğrafı çıkarmayı başarıyor. Instagram’ın başarısını da işte makine öğrenmesi, yapay zeka, görüntü işleme gibi teknolojileri çok iyi şekilde uygulayabilmesi sağlıyor.

Instagram’ın güncel algoritmasını doğru kullanmak için stratejiler

Algoritmanın nasıl çalıştığıyla alakalı yukarıdaki bilgiler ışığında üç aşağı-beş yukarı fikir edinmişsinizdir diye tahmin ediyorum.

Peki bu algoritmayla baş etmek ya da daha doğru bir tabirler bu güncel algoritmadan faydalanmak için stratejiler neler?

Fotoğraf kalitenizi arttırın

Instagram’a göre, takipçilerinizin ana sayfasında daha üst sıralarda yer almak, “harika içerik” oluşturmaktan geçiyor.

Instagram’da en çok sevilen ve paylaşılan içeriğin görsel olduğunu da söylememe gerek yok. Bu yüzden düşük çözünürlüklü görseller kullanmayı bırakmalısınız.

Zaten göze çarpan görsel paylaşırsanız, takipçilerinizin ana sayfasının en tepesinde yer alırsınız.

Ayrıca, VSCO tarzı fotoğraflarınızı daha etkili hale gelebilecek basit uygulamalardan da faydalanabilirsiniz.

Hikayeler’e önem verin

Instagram Hikayeler’inin bu algoritmaya dahil edildiği düşünülüyor. Siz eğer gün içerisinde düzenli şekilde Hikaye paylaşıyorsanız takipçileriniz bunu bilir ve düzenli olarak profilinize gidip bu hikayelere bakma eğiliminde olur. Bu da sizin etkileşiminize olumlu yansıyacaktır.

Daha fazla video içeriği yayınlayın

Artık videonun sosyal medya tarafındaki önemini bilmeyen yok. İster marka olun, ister kişisel kullanıcı video üretmek çok kilit bir noktada. Videolar insanların paylaşımlarınızda ya da profilinizde daha fazla vakit geçirmesini sağlayacaktır. Bu da profilinizin otoritesini artıracaktır.

Instagram da zaten son büyük güncellemelerle birlikte Hikayeler ve IGTV ile birlikte videoya verdiği önemi göstermişti.

Bir yandan not olarak, video içeriğinizin profesyonel olmasına gerek olmadığını belirtelim. Basit, zaman atlamalı ve Boomerang videolar hem büyük hem de küçük markalar için takipçilerin ilgilerini çekmeleri konusunda değerli. Önemli olan, bir çeşit video üretiyor olmak.

Daha fazla canlı yayın

Hikayelerdeki mantık canlı yayınlar için de geçerli. Artı olarak canlı yayına geçtiğinizde takipçilerinize bildirim gidiyor. Bu da önemli bir nokta.

Daha çekici yazılar yazın

Instagram’da fotoğrafların .altına yazdığınız yazılar çok önemli. Bu yazılar postlara gelen beğenileri ya da yorumları direkt etkiliyor. Ve bunu sağlamak çok basit. Direkt olarak takipçilerden bir yorum bırakmalarını isteyebilirsiniz. (Arkadaş etiketletme tarzı) Ya da soru sorabilirsiniz.

Bir yarışma düzenleyin

Birçok marka için, yarışmalar ve hediye çekilişleri olmazsa olmaz. Takipçilerinden yorum bırakma, arkadaşını davet etme tarzı ön koşulları yerine getirmeleri bekleniyor. Bu ön koşullar da sayfaya büyük etkileşim kazandırıyor.

Hashtag’lerin gücünden yararlanın

Paylaşımlarınızda ne kadar çok hashtag varsa o kadar iyi. Bu hashtagler fotoğraflarınıza daha fazla kişinin erişmesine yardım edecektir.

Aşağıdaki grafikte hashtag-etkileşim kıyaslaması yapılmış. Görünüşe göre post başına 9 hashtag kullanmak en çok etkileşimi yaratıyor.

Tabi hashtagleri de doğru kullanmak gerekiyor. İyi performans gösteren ve ilgi gören hashtagleri kullanmanız sizin faydanıza.

Yoğun saatlerde paylaşım

Belki de Instagram algoritmasında öne çıkmanın en kolay yolu yoğun saatlerde paylaşım yapmak.

Sprout Social’ın bu konudaki araştırması günlerin en yoğun saatlerini ortaya koyuyor.

Daha sık paylaşımdan korkmayın!

Son olarak, daha sık paylaşımdan korkmanıza gerek yok. Daha sık paylaşım yapmanız sanılanın aksine etkileşimi düşürmez, artırır.

Yeterince detaylı bir içeriğin çıktığını düşünüyorum ama konuyla ilgili sorularınız olursa yorum atabilirsiniz.

Kaynaklar: Hootsuite, Sproutsocial

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir